1000+ Yeni Bilgi – Nedir? Kimdir? Nasıl Yapılır?

Kan Grupları

kan grupları

Ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan kan grubu sistemleri, ABO ve Rh sistemleridir. ABO grup sistemine göre kan grupları, A, B, AB ve O grubu diye dörde ayrılırken, Rh sistemine göre ise, RhD Pozitif ve RhD Negatif diye ikiye ayrılır. Her iki sistem birlikte kullanıldığından, ortaya sekiz farklı kan grubu çıkar. Ancak kan grupları, sadece bununla sınırlı değildir. Bazı kişilerde hem ABO grup sistemine ait alt gruplar (A1,A2,gibi) ve hem de Rh sistemine ait alt gruplar (D, d, C, c, E, e… gibi) bulunmaktadır. Bir kanın “Rh Negatif” diye nitelenebilmesi için bu alt grup antijenlerinden hiçbirinin bulunmaması gerekir. Ülkemizde CD pozitifliğine oldukça sık rastlanırken, DE pozitifliği daha nadirdir.Genel olarak bakıldığında Rh D pozitifliği %85-90 arasında değişmektedir.

Kan bankacılığında uygunluk testleri diye bilinenen testlerden biri olan kan grubu, kan ve kan komponenti transfüzyonunda son derece büyük önem taşımaktadır. Eskişehir Kızılay Kan Merkezi\’nde 1995-2000 yılları arasında yapılan kan grubu çalışmalarında aşağıdaki listede belirtilmiş şekilde bir dağılıma rastlamıştır. Söz konusu çalışma, 82.292 kişiyi kapsamaktadır.

Ülkemizde Kan Grubu Dağılımı Grafiği (%)

Kan Grubu A RhD Pozitif O RhD Pozitif B RhD Pozitif AB RhD Pozitif A RhD Negatif O RhD Negatif B RhD Negatif AB RhD Negatif
Görülme Sıklığı 37.8% 29.8% 14.2% 7.2% 4.7% 3.9% 1.6% 0.8%

Kan grubu dağılımında nasyonel ve etnik bazı farklılıklar görülse de, genel olarak A ve O gruplarının hakimiyeti vardır. Amerika Birleşik Devletlerinde, ülkemizdekinin tersine O grubu daha fazla rastlanan bir gruptur. A grubu ise, ikinci sıklıktadır.

Zayıf D Antijenleri (Du)

Du antijeni, beyazlarda % 0,4-1 oranında rastlanır ve genellikle C ve E ile birlikte bulunur. Siyahlarda ise, %3-4 oranında rastlanmakta ve c ve e ile birlikte görülmektedir. Du eritrositler, D hücrelerinden daha az immünojeniktir. Hassas anti-D serumlarla direkt aglutinasyon ölçülebilir (Zayıf D fenotipi). Anti D hücreleri inkübasyondan sonra indirekt antiglobulin testi ile ölçülebilir. Kan bankaları, her Rh negatif birey, gerçekten D negatif mi, emin olmalıdırlar. Verici kanı zayıf D için test edilmelidir. Alıcıdaki zayıf D, daha az öneme sahiptir. Zayıf D taşıyan bir hastaya Rh negatif kan vermek, zarara neden olmaz.

Kan Grubu İçin Kan Alımı

Kan grubu tespitinde parmak ucundan alınan birkaç damla kan yeterlidir (Plak yöntemi için). Bu işlem sırasında diğer işlemlerde olduğu gibi , sterilite son derece önem taşımaktadır. Parmak ucu, uygun bir dezenfektan solüsyonla silinmeli, solüsyonun kurumasından sonra steril bir lanset veya otomatik delici bir alet kullanılarak delinmelidir. Parmak ucundaki kan yine steril koşullarda pipetlenmeli ve antiserumla oda ısısında karıştırılarak en erken 1 , en geç 5 dakika içerisinde değerlendirilmelidir. Karar vermekte güçlük duyulan durumlarda tüp yöntemi veya diğer metodlar kullanılabilir.

Transfüzyonda Kan Grubu

Kan transfüzyonunda en önemli uygunluk testlerinin başında kan grubu uygunluğu gelmektedir. ABO Rh(D) açısından olası bir hata, ölümcül bir hata olarak kabul edilmelidir.Hangi kan gruplarının, hangi kan gruplarına kan verebileceği sorusunun yanıtı “Aynı Grup”‘tur. Yani, A Rh(+) bir hasta, sadece A Rh(+) kan alabilir. Aynı kan grupları içerisinde bile alt gruplardan birçok sorun yaşanabilmektedir. Zira, eritrosit yüzeyinde bugüne kadar tanımlanmış olan 600’den fazla antijenik yapı vardır. Bu antijenler, diğer kan grubu sistemlerini ve subgrupları oluşturmaktadır.Okullarda anlatılan “Genel alıcı” yada “Genel verici” gibi kavramlar, antijen-antikor reaksiyonlarının mantığı açısından önemlidir; ancak pratikte böyle bir uygulama söz konusu değildir. Tam kan, eritrosit ve trombosit süspansiyonu transfüzyonlarında esas olan “Aynı grup”‘tur. Taze donmuş plazma transfüzyonlarında da grup uygunluğu şarttır.

Kan Grubu Tayin Yöntemleri

1901 yılında Karl Landsteiner’ın ABO antijenlerini tanımlamasından sonra yapılan çalışmalar, kan hücrelerinin yüzeylerinde antikor yanıtı oluşturabilecek çok sayıda molekülün bulunduğunu göstermiştir. Günümüzde serolojik olarak tanımlanmış, kan grubu antijenlerinin sayısı 600’den fazladır. Bu antijenlerin önemli bir kısmı birbirleriyle ilişkilidir ve Kan grubu sistemlerini oluştururlar.

Bu sistemlerden ABO ve Rh, transfüzyon öncesi, uygunluk testleri kapsamında hem alıcı, hem de donörde rutin olarak çalışılmaktadır.

ABO sisteminde A, B, AB ve O diye bilinen 4 temel kan grubu mevcuttur. Bu kan gruplarının temeli eritrositlerde bulunan A, B ve H antijenlerine dayanır. Bu antijenler, eritrositler dışında, sperm, tükrük, süt, mide sıvısı ve terde gibi vücut sıvılarında da bulunmaktadır. A,B ve H antijenleri, merkezi sinir sistemi,kemik ve kıkırdak dokuda bulunmazlar. Söz konusu antijenler, çok küçük kimyasal farklılıklar gösterirler.Antijenlerin yapısında 15 aminoasitlik bir peptid zinciri ve bunlara bağlı çok sayıda monosakkaritten oluşmuş bir iskeletin sonunda sırasıyla, galaktoz, N-Asetil glukozamin ve D-Galaktoz moleküllerinin eklenmesi ile oluşan bir ön madde bulunur. Bu ön madde sabittir ve ön maddeye eklenen farklı kimyasallarla kan grubu farklılıkları ortaya çıkar. Aşağıdaki resimde kan grubu antijenlerinin kimyasal yapısı gösterilmiştir.

Kan Gruplarının Araştırılma Teknikleri

Kan merkezlerinde eritrosit antijen ve antikor reaksiyonlarının gösterilmesinde RIA (Radioimmun assay) , EIA (Enzymeimmun assay) de dahil olmak üzere çok sayıda yöntem mevcuttur. Ancak, bu yöntemlerin en basit olanı aglutinasyon tekniğidir.

Elektrolitli ortamda eritrositlerin yüzeyindeki antijenler, ortamda bulunan özgül antikorlarla birleşecek olurlarsa, gözle görülebilecek kümeler oluşturarak çökerler. Bu olaya Hemaglutinasyon denir.

Zeta Potansiyel

Serum fizyolojik içerisinde süspanse edilen eritrositler, birbirlerine yaklaşık 25 nm uzaklıkta bulunurlar. Bu uzaklık, RBC yüzeyindeki negatif elektriksel yükün birbirine itmesi ile oluşur. RBC yüzeyindeki negatif yükün derecesine zeta potansiyel denir. Süspansiyon içindeki katyonlar (+ yüklü iyonlar, ör: Na+) RBC yüzeyini kuşatırlar ve RBC yüzeyindeki negatif elektriksel yük ile onu kuşatan katyonların oluşturduğu potansiyel farkı, kısaca zeta potansiyel diye nitelenebilir.

Hemaglutinasyon Sonuçlarına Etki Eden Faktörler

1. Fiziksel Koşullar a. İnkübasyon Isısı IgM tipi antikorlar……….. 4-27 C° (Oda ısısı) IgG tipi antikorlar ………..30-37 C° (İnkübatör) b. İnkübasyon Süresi c. Santrifüj hız ve süresi d. Ortam: pH, LISS solüsyonu, enzimler, makromoleküller

2. Eritrositler a. Yüzey antijenlerinin sayısı, tipi, lokalizasyonu ve immunojenitesi b. Homozigot veya heterozigot olmaları

3. Serum a. Protein İçeriği b. Antikorların Yapı ve TürleriYeni doğanlar ve yetişkinlerin antijenik reaktivitesi farklıdır. A ve B (Ayrıca P1,Lua, Lub, Yta, Xg ve Vel) antijenlerinin aktivitesi yetişkinlere göre oldukça düşüktür, ancak Rh (Ayrıca K, Fy, Jk, MNSs, Di, Do, Sc, Coa, Aua) aktivitesi, doğumda tam gelişmiştir.

Hemaglutinasyonu Kolaylaştıran Faktörler

1. Eritrositler arası mesafeyi kısaltma

a. Proteolitik enzimler: Papain, bromelin, ficin, neuraminidase, tripsin

b. Albumin: Muhtemelen RBC yüzeyindeki negatif elektrik yükü nötralize ederek etki göstermektedir.

c. Polikatyonlar: Polybrene ve protamin gibi polikatyonların eklenmesi ortamın katyon yoğunluğunu artırır ve RBC yüzeyindeki negatif yükün nötralizasyonunu sağlar.

d. LISS (Low ionic strength solution) : Ortamdaki ion sayısını azaltır. e. Santrifüj: Santrifügasyon sırasında RBC’ler birbirlerine yaklaşırlar.

2. İki eritrosit arasında köprü oluşturma: Coombs Serumu

Yöntemler

a. Slide Yöntemi

ABO ve RhD antijenlerinin hızlı bir şekilde tanımlanmasında kullanılır. Eşit miktarda antiserum ile parmak ucundan alınan kan veya %20’lik eritrosit süspansiyonu lam veya fayans üzerinde çevirme hareketi ile karıştırılır. Eritrositlerin kümeler oluşturması, yani aglutinasyon oluşumu gözlenir. Tepkime yüzeyi geniş olduğundan buharlaşma fazladır. Bu sebeple 1-2 dakika (max.5 dakika) içinde değerlendirilmelidir.

b. Tüp Aglutinasyon Testi

Serum fizyolojikle hazırlanan eritrosit süspansiyonu ile antijen bir tüpte karıştırılır. 1000 rpm devirle 1 dakika santrifüge edildikten sonra tekrar süspanse edilir ve aglutinasyon değerlendirilir. Bu değerlendirme mikroskopla veya mercekle yapılabilir. Alternatif olarak bir damla kan lama alınarak, mikroskopla küçük büyütmede de incelenebilir. Fiziksel koşullar uygun olarak hazırlandığında, sonuçlar oldukça güvenilirdir. Buharlaşma sorunu yoktur. İstendiğinde 37 C°’de 1-2 saat inkübe edilebilir. Öte yandan RBC yıkama işlemlerinin fazla olması nedeniyle kontaminasyon olasılığı diğerlerine göre daha fazladır.

c. Jel Santrifügasyon Yöntemi

Jel testi birçok yönden tüp yöntemine benzer. Testte 5×7 cm büyüklüğünde plastik kartlar kullanılır. Her kartın üzerinde 6 mikrotüp vardır. Mikrotüplerin tabanı, değerlendirmeyi kolaylaştırmak için konik; üst kısmı ise, inkübasyon gerektiren testler için daha geniş olarak yapılmıştır. Tüplerin içerisinde Sephadex-G 100 maddesini içeren bir jel vardır. Bu madde başlangıçta toz halindedir; ancak buffer ile karıştığında jel halini alır. Kartlar için jel hazırlanırken, önce buffer ile yıkanarak şişmesi sağlanır. Daha sonra da buffer içerisinde süspansiyonu hazırlanır. Kullanılacağı testin özelliğine göre serum fizyolojik veya LISS, buffer olarak kullanılır.

Testte zaman ve hız yönünden standardize edilmiş bir santrifüj kullanılmaktadır. Santrifügasyon işlemi, 70x’de 10 dakika yapılır. Deneysel çalışmalar, santrifüj ekseninin de önemli olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, eksen santrifüj gücü ile düşey ve yatay planda tam bir doğru oluşturmaktadır.

Buffer ile yıkama sırasında şişen jel, sadece aglutine olmayan RBC’lerin geçişine izin verir. Aglutine olmayan eritrositler, santrifüj işlemi sırasında jel tabakasını geçerek, konik kısımda çökerler. Aglutine olmuş eritrositler ise üst kısımda kümeler oluştururlar. Kuvvetli aglutinasyonda çok büyük kümeler oluşur ve jel üzerinde bir tabaka meydana getirirler. Zayıf aglutinasyonda ise küçük kümeler oluşur ve reaksiyonun şiddetini değerlendirmek de kolaylaşmış olur.

d. Mikroplate Yöntemi

Mikroplate yönteminde U veya V tabanlı plastik 96 godeli mikrotitrasyon plakları kullanılır. Eritrosit süspansiyonu U pleyt için %1-2’lik, V pleyt için %0,03 konsantrasyonda hazırlanır. 20 µL antiserum ve 20 µL eritrosit süspansiyonu godeye eklendikten sonra plak, santrifüge edilir. U pleytler çalkalanıp klasik teknikler gibi değerlendirilirken, V tabanlı pleytler 75 C°’de 10 dakika inkübe edildikten sonra değerlendirilir. Düşük konsantrasyonda eritrosit kullanıldığı için diğer yöntemlerden daha duyarlıdır. Çok az miktarda antiserum kullanıldığı için daha ekonomik bir metotdur.

e. Polybrene Yöntemi

Katyonik bir polimer olan polybrene normal eritrositlerde agregasyona neden olur. Bu agregasyon ortama sodyum sitrat eklendiğinde dağılır. Eğer eritrositler antikorlarla kaplanmış ise, polybrene eklendiğinde antikorlar, eritrositler arasında köprü oluşturarak aglutinasyona neden olur. Bu şekilde oluşan agregasyon, sodyum sitratla dağılmaz. Polybrene, hem manual hem de otomatik sistemlerde mikroplate veya tüpte kullanılabilir. Testte yapılacak ilk işlem, eritrosit yüzeyinin antikorlarla kaplanması için eritrosit süspansiyonu ile antiserumu inkübe etmektir. Daha sonra ortama polybrene eklenir. Agregasyon oluşumu izlenir. Santrifügasyon sonrası supernatant uzaklaştırılır ve ortama trisodyum sitrat-dextroz karışımı eklenerek aglutinasyon değerlendirilir.

f. Antiserumların Kalite Kontrolü

Kalite kontrolünde amaç, her işlemi periyodik olarak kontrol ederek organizasyon hatalarını önlemektir. Anti-A, Anti-B, ve Anti-D için günümüzde yeni standartlar oluşturulmuştur. Bu standartlar FDA standartlarıyla eşdeğerdir. Aşağıdaki tablolarda ABO ve Rh antiserumlarının kalite kontrol standartları belirtilmiştir.

Tablo 1: ABO antiserumlarının Kalite Kontrolü

Parametre Kalite Gereksinimi Kontrol Sıklığı Laboratuar Görünüm
Hemoliz, presipitasyon, partiküller ve jel formasyonu görülmemeli Hergün Grup Lab Reaktivite ve Özgünlük
İmmün hemoliz, rülo formasyonu veya prozone fenomeni olmamalıdır Uygun antijenlerle kaplanmış eritrositlerle açık reaksiyona girmeli ve hatalı reaksiyon olmamalıdır Her yeni seride Grup Lab Etkinlik
Dilue edilmememiş serum, serum fizyolojikli test tüpünde %3’lük eritrosit süspansiyonuyla oda ısısında 3-4 pozitif reaksiyon verebilmelidir. Titrasyon, A1 ve B hücreleri ile Anti-A, Anti-B ve Anti-AB için 128; A2 ve A2B hücreleri için 64 olmalıdır Her yeni seride Grup Lab

Tablo 2: Rh antiserumunun kalite kontrolü

Parametre Kalite Gereksinimi Kontrol Sıklığı Laboratuar Görünüm
ABO Antiserumundaki Gibi Hergün Grup Lab Reaktivite ve Özgünlük
ABO Antiserumundaki Gibi Her yeni seride Grup Lab Etkinlik
Dilue edilmememiş serum, 3-4 pozitif sonuç vermelidir. Anti-D, Anti-C, Anti-E, Anti-e, Anti-c ve Anti-CDE için R1r-, R2r-, r’r, r’r-RBC kullanarak 16 titrede sonuç vermelidir Her yeni seride Grup Lab
Exit mobile version