Hukuk Devletinin Gereklilikleri Nelerdir?

Hukuk devleti anlayışının gerekleri konusunda değişik görüşlere rastlanmaktadır. Bununla beraber, hukuk devletinin gereklerinden önemli olanları şöyle sıralayabiliriz:

a) Temel haklar güvenliği,

b) Anayasaya uygunluğun yargısal denetimi,

c) Yasal yönetim,

d) Yönetimin yargısal denetimi,

e) Güçler ayrımı,

f) Demokratik rejim

Temel haklar güvenliği

Hukuk devletinin önemli gereklerinden biri,temel hakların güven altına alınmasıdır.

Temel hakların güvenlik altına alınmasını sağlayacak hukuksal önlemler şöyle sıralanabilir:

a) Temel hakların anayasada yer alması,

b) Anayasanın katı bir anayasa olması,

c) Temel haklar konusunda yapılacak sınırlandırma ve düzenlemelerin yasa ile yapılması,

d) Temel haklar yasayla düzenlenirken, temel hakların özüne dokunulmaması,

e) Yasaların anayasaya uygunluğunun yargısal denetiminin yapılması gerekir.

Anayasa bunları gerçekleştirmek için gereken,kuralları koymuş ve temel hak ve özgürlükleri geniş bir biçimde düzenlemiştir. Temel hak ve özgürlükler; Anayasada açıklı olan hallerde ve Anayasanın öngördüğü ölçüde sınırlandırılabilir.

Anayasa uygunluğun yargısal denetimi

Yasama organının anayasaya uygun hareket etmesini sağlamak amacı ile uygulanan yollardan en etkili olanı, yasaların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimidir. Ülkemizde bu denetim Anayasa Mahkemesi ile sağlanmaktadır.

Yasal Yönetim

Hukuk devletinin diğer bir gereği yasal yönetim ilkesidir.

Yasal yönetim ilkesi, yönetimin davranışlarına yasanın egemen alması demektir. Yasal yönetim deyimi, kısaca, yönetimin temel kuruluşlarının ve yönetim ile yönetilenler arasındaki ilişkilerin yasa ile düzenlenmesi anlamına gelir. Anayasa, yasal yönetim ilkesini gerçekleştirmek için çeşitli kurallar koymuştur.

Yönetimin yetkilerinin yasaya dayandırılması yeterli değildir. Yönetimin yürürlükte bulunan yasalara, gerçek anlamda uyması, kısaca, saygı duyması da gerekir.

Yönetimin yargısal denetimi

Toplumda kişinin hak ve özgürlüklerinin yalnız kişiler arasında, birbirlerine karşı korunması yetmez. Devlet etkinlerine, özellikle yönetimin yasal olmayan ve keyfi hareketlerine karşı korun-ması da gerekir. Yargı denetimi ile, yönetsel işlem ve eylemlerden haksız-lığa uğrayan kimse ,yargı yerine baş vurarak, haksızlığın giderilmesini yahut yönetsel işlemin iptalini isteyebilir. Bu denetim, başında Danıştayın bulunduğu yönetsel yargı kuruluşları tarafından yapılır. Yönetimin yargı yolu ile denetimi yapılırken, önemli olan hususlardan biri de yargı yerlerinin ve yargıçların bağımsızlığının sağlanmasıdır. Eğer bunların bağımsızlığı sağlanmamış ise yönetim üzerine yapılacak denetim <biçimsel> olmaktan öteye gidemez.

Güçler Ayrımı

Hukuk devleti için,güçler ayrımı ilkesinin uygulanması, yani yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrılması gerekmek- tedir. 18. yüzyıl sonlarından beri gelen anayasacılık akımının genel amacı, devlet yapısını ve bu yapının işlemesini belli kurallara bağlamak, devlet içindeki güçlerin bir elde toplanmasını önlemek olmuştur. Devlet içindeki güçlerin bir elde toplanması, özellikle yargı gücü ile yürütme görevinin ya da yasama ile yürütmenin bir elde toplanması, hukuk devletinin önemli gereklerinden olan, yönetimin yasallığı ilkesi ile yönetimin yargısal denetimi ilkesini, etkisiz bırakabilir.

Demokratik Rejim

Bir ülkede hukuk devleti anlayışının egemen olabilmesi için yukarıda sayılan ilkelere gerek vardır. Bu ilkelerin hukuk yönünden sağlanması çoğu kez tek başına yeterli değildir. Hukuk devleti anlayışının yerleşebilmesi, gelişebilmesi için o ülkede, siyasal özgürlüğe dayanan demokratik bir rejiminin de olması gerekir. Bir bakıma hukuk devleti, demokratik rejimi sınırlayan bir görüştür. Seçimle işbaşına gelen yasama organının yetkileri, sert bir anayasa ve yasaların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi ile sınırlandırılmıştır. İktidarın hukuk devleti anlayışı ile sınırlandırılması, çoğunluk yönetimin baskısını önlemek için zorunlu bir koşul olarak görülmekte ve hukuk devleti demokratik rejimi ana ilkelerin- den biri sayılmaktadır.

Mümtaz Soysal:

Gerek yasaların anayasaya uygunluğunun denetlenmesinde, gerek yönetimin hukuka bağlılığını sağlamakta, gerekse genel olarak bütün yasaların uygulanmasında yargı organlarının bağımsızlığı son derece önem taşımaktadır. Hukuk devletini gerçekleştirme yollarından biri de yargı bağımsızlığını yerleştirmek ve yargı kuruluşlarına güven duyulmasını sağlamaktır.

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu:

Demokratik parlementer yönetim, ister sivil ister askeri nitelikte olsun, bütün yargının bağımsızlığı idarenin yargısal denetimi, insan hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması, sosyal devlet, yani kişinin ekonomik ve sosyal durumunun ve geleceğinin devletçe güvence altına alınması, kavramlaı gerçek hukuk devletini oluşturan temek ilkeler, temel öğelerdir.

Anayasa Mahkemesi:

Hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren ve bu hakları koruyucu adil bir düzen kuran ve bunu devam ettirmeye kendini zorunlu sayan ve faaliyetlerinde hukuka ve anayasaya uygun bir devlet olmak gerekir.

Hukuk devleti, her organının hukuka uygun davrandığı, bu uygunluğun yargı organı tarafından denetlendiği durumlarda söz konusu olabilir.

Hukuk devleti ilkesi, genel anlamda anayasayla kurulan düzene, hukukun temel kurallarına saygı, bağlılık ve uygunluğu anlatır.

Hukuk devleti, insan haklarına saygı duyan ve bu hakları koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeni kuran; bu düzeni sürdürmekte kendisini hükümlü sayan, bütün davranışlarında hukuk kurallarına ve anayasaya uyan, işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlet demektir.

Hukuk Devleti Kavramının Tarihi

Hukuk devleti kavramı, zaman içersinde ve bakış açılarına göre türlülük göstermiştir. Devlet gücünün hukuka bağlanmasında ve ölçülü kılınmasında, kişisel özgürlüğün korunmasında özünü bulduğumuz hukuk devletinin kökenleri Antik Çağdan Ortaçağa kadar uzanmaktadır. Özgürlük düşüncesi kadar, egemenin hukuka boyun eğmesi gerektiği de Antik Çağdan beri siyasi düşüncenin temel öğelerindendir. Aritoteles insanların değil, aklın hüküm sürmesi gerektiğinden söz eder. Ortaçağda egemenin yasadan bağımsızlığı kadar onun sub-lege konumu da söz konusudur.

Onun hukuku korumak görevinden, ülkesinin temel yasalarına uymak görevi de türer. Her ne kadar kıta Avrupasında gereğince gelişememiş olsa da bu bağlılık Anglosakson çevrede sonraki gelişmeleri etkileyecek derecede kök salmıştır. Bu düşünce nihayet Locke’un

<Yasa- koyucu ya da en yüce güç keyfilikle ve rastlantısal kararlarla yönetebilmek yetkesine sahip olduğu sanısına kapılmamalıdır. Bu güç adaleti kamuya duyurulmuş sürekli yasalar ve tanınmış ve yetkilendirilmiş yargıçlar yardımı ile gerçekleştirmelidir.>

savına dek uzanmaktadır. Montesqueieu’nün güçler ayrılığı kuramı da,örneğin Sir John Fortuscue’nün, tiranların despotluğu karşısında ancak karışımlı ve hukukla dengeli bir yapıyla ılımlılaştırılmış bir egemenlikten, yani rex politice imperans’ından esinlenmektedir. Nihayet, hukuk devletinin temelinde gerilere doğru uzanan bir diğer öğe ise yurttaşın, egemenin keyfiliğine sınırlar çeken ve haklarda özgürlük olarak korunan o eski özgürlüğüdür. Ortaçağ özgürlüğü bir hukuki bağımlılıktan özgürlük değil, aksine bir status’ta, bir status hukukunda köklenmiş bir konumdur ki bu, insanın 17. yüzyılda doğal hukukla ileri sürülen doğal özgürlüğü ile ilişkilendirilerek, 18.yüzyılda devletin sınırı ve amacı olacaktır.

Hukuk devletinin kökenlerinden sonra, dilsel yapısıyla hukuk devleti kavramı olarak kullanıldığı düşüncelerin tarihçesine de gözatalım. Weckler hukuk devletini bir devlet biçimi olarak değil, bir devlet türü olarak, aklın devleti olarak görmektedir. Von Aretin devleti <makul genel iradeyle yönetildiği ve yalnızca genel iyinin amaçlandığı> bir kurum olarak kavramaktadır. Bunun karşıt kavramları ise monarşi ya da aristokrasi değil, despotluk ve teokrasidir. Hukuk devleti kavramının temelini oluşturan ve modern anlam ele alan, akliyeci doğal hukuk kuramını benimsemiş olan I. Kant’tır. Ona göre devlet, hukuk yasaları altında bir araya gelmiş insanların birliğidir. Bu hukuk yasaları ilk hukuk devleti için biçimlendirici nitelikte akıl ilkeleriydi. Bunların giderek daha da işlendiği bir genel kamu hukuku kuramında devlet bütün bireylerin yararına ortak bir kurumdur. Bu bakımdan varoluşun konusu, özü, artık kamusal ve siyasi alandan devlet öncesi alana yani kamusal ve siyasi olanın orada işlev kazandığı özel ve toplumsal alana kaymaktadır.

Devletsel-kamusal düzenin nedeni bulunduğu kişi ötesi değerlerin yerine özerk, bireysel öznenin sınırlayıcı anlamda kendi yasama- cılığı ve kendini gerçekleştirmesi geçmektedir. Devletin yaratması gereken koşullar özgürlüğün ve bireysel mülkiyetin güvence altına alınması talebi ile biçimlenirken, hukuk devleti düzeninin kazanç ve mülkiyetle ilişkili kentsoylu karakteri de oluşmaktadır. Üniter, materyel ve formel bir devlet ilkesi olarak hukuk devleti, öteki devlet biçimlerini yönetim biçimleri duru- muna sokmaktadır. Hukuk devleti buna göre özgürlükçü olmasına rağmen, koşulsuz bir demokrasi eğilimi taşımaktadır. Yurttaşların devlet yaşamına etkin katılımı olarak siyasi özgürlükleri, kentsoylu özgürlüğün güvenceye alınması ve tamamlanması olarak bir anlam taşımakta, ölçülerini ve sınırlarını burdan almaktadır. Burada hemen hukuk devletinin en önemli temel taşlarından birini zikretmek gerekir: Hukuk devleti niteliğindeki bir anayasal düzenin ekseni yasa kavramıdır. Hukuk devletinin yasa kavramı kendi içersinde bir yandan nesnel-içeriksel diğer yandan formel iki unsuru bölünmez bir bütün durumunda biribirleriyle ilişkilendirmektedir. Buna göre yasa, kamuya ve tartışmaya açıklık ile özellik taşıyan bir süreçte halkın temsilcilerinin rızası koşuluyla oluşan genel rasyonel bir kuraldır. Halkın temsili koşulu yurttaşın özgürlüğü ilkesini ve öznesel konumunu korumakta; yasanın genelliği, yurttaşların medeni ve toplumsal özgürlük alanlarına herkes için aynı genellikte geçerli tanımlamaları ve sınırlamaları aşar biçim de ortaya çıkacak müdahaleleri önlemekte; Kamuya ve tartışmaya açık biçimde öngörülen yasama süreci ise; yasanın içeriğini belirlemekte insanın ulaşabileceği en yüksek akla uygunluk derecesinin gerçekleşmesine olanak vermektedir. Bu koşullarda oluşan yasayla idare eylemlerinde ve işlemlerinde bağlamakta, yönlendirmekte ve sınırlanmaktadır. Yasa bütün bunlara göre, bireylerin genel iradelerinin ve özerliklerinin temel oluşturduğu bir özgür devlet iradesi olarak görünmektedir

Hukuk Devleti Kavramını Geliştiren Kaynaklar

Tarih içerisinde hukuk devleti kavramının geliştirilmesine olanak sağlayan tarihi olaylar, bu başlık altında listelenmektedir.

Fransız İnsan ve Vatandaşlık Hakları Bildirisi

İnsan haklarının belirlenip korunmasına yönelik ilk resmi ve önemli belgedir. 1789 tarihli ve 17 maddeden oluşan Fransız İnsan ve Vatandaşlık Hakları Bildirisi,daha sonra birçok anayasayı etkilemiştir. Bu bildiride özetle şu görüşlere yer verilmiştir:

  1. İnsanlar özgür ve eşit doğarlar ve böyle kalırlar.
  2. Bütün politik kuruluşların temel amacı insan haklarının, özgürlüğün, mülkiyetin, güvenliğin korunmasıdır.
  3. Özgürlük başkasına zarar vermeyen her şeyin yapılabilmesidir.
  4. Hakları kullanmanın sınırları kanunla belirlenir.
  5. Kimse kanunun emretmediği birşeyi yapmaya zorlanamaz.
  6. Kimse kanunun belirlediği hallerin ve şekillerin dışında tutuklanamaz, herkes suçu sabit olana kadar masumdur.
  7. Mülkiyet kutsal ve dokunulmaz bir haktır.

1791 Amerikan Haklar Bildirisi

1791 Amerikan Haklar Bildirisi, Fransız insan ve vatandaşlık hakları bildirisini tamamlayıcı niteliktedir. Kısaca şöyledir:

  1. Kongre; Konuşma ,toplanma, ibadet ve basın özgürlüğünü kısıtlayamaz.
  2. Vatandaşın şahsı, evi ve belgeleri haksız arama ve el koymalara karşı teminat altındadır.
  3. Kimsenin malı, karşılığı tam olarak ödenmedikçe kamunun kullanılması için alınmaz.
  4. Amerikan Anayasası 1865’te önemli bir değişlikle köleliği kaldırmış, mahkeme kararı olmadıkça kimsenin hayatına son verilmeyeceği, özgürlük ve mülkiyet haklarından yoksun bırakılamayacağı hükme bağlanmış ve oy hakkının ırk ve renk ne- deniyle kaldırılamayacağı ve sınırlanamayacağı belirtilmiştir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilmiştir.

  1. İnsanlık ailesinin bütün üyelerinin doğuştan sahip oldukları insanlık onurunu ve eşit ve vazgeçilmez haklarını tanımak, yeryüzündeki özgürlük, adalet ve barışın temeli olmaktadır.
  2. İnsan haklarına kayıtsızlık ve saygısızlık, insanın vicdanını yaralayan vahşi davranışlarla sonuçlandığından ve insanların ifade ve inanç özgürlüklerini kullandıkları ve korkudan ve yoksulluktan kurtuldukları bir dünya meydana getirmek herkesin en yüksek arzusu ilan edilmiştir.
  3. İnsanların zulüm ve baskı yönetimlerine karşı son bir çare olarak isyana başvurmaya zorlamamaları için insan haklarının hukuk devleti ile korunması gerekmektedir.
  4. Uluslararasında dostane ilişkilerin gelişmesini sağlamak esastır.
  5. Birleşmiş Milletler halkları, temel insan haklarına, insanlık onuruna ve değerlerine, erkek ve kadınların eşit haklara sahip olduklarına olan inançlarını Birleşmiş Milletler şartında teyid ederek, daha geniş özgürlükler düzeni içinde toplumsal ilerlemeye ve yüksek standartlara ulaşmaya karar verilmiştir.
  6. Üye Devletler, Birleşmiş Milletler ile işbirliği halinde insan haklarına ve temel özgürlüklere her yerde saygı gösterilmesini ve gerektiğinin yerine getirilmesini sağlamaya taahhüt etmişlerdir.
  7. Bu taahüdün bütünüyle gerçekleşmesi için hak ve özgürlükler üzerinde ortak bir anlayış bulunması büyük önem taşımaktadır.

İşte bu nedenlerle, Genel Kurul;

İsanlık topluluğunun bütün bireyleriyle kuruluşlarının bu bil- dirgeyi her zaman göz önünde tutarak eğitim ve öğretim yoluyla bu hak ve özgürlüklere saygıyı geliştirmeye, giderek artan ulusal ve uluslar arası önemlerle gerek üye devletlerin halkları ve gerekse bu devletlerin yönetimi altındaki ülkeler halkları arasında bu hakların dünyaca etkin olarak tanınmasını ve uygulanmasını sağlamaya çaba göstermeleri amacıyla tüm halklar ve uluslar için ortak ideal ölçüleri belirleyen 30 maddeden oluşan bu İnsan Hakları Evrensel Bildirisini ilan eder.

İnsan Hakları Evrensel Bildirisi Maddeleri

İnsan Hakları Evrensel Bildirisi Maddeleri

Madde 1. Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.

Madde 2. Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya herhangi bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilirler. Ayrıca, ister bağımsız olsun, ister vesayet altında veya özerk olmayan ya da başka bir egemenlik kısıtlamasına bağlı ülke yurttaşı olsun, bir kimse hakkında, uyruğunda bulunduğu devlet veya ülkenin siyasal hukuksal veya uluslar arası statüsü bakımından hiçbir ayrım gözetilmeyecektir.

Madde 3. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.

Madde 4. Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulunduğurulamaz,kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasaktır.

Madde 5. Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.

Madde 6. Herkesin, her nerede olursa olsun, hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır.

Madde 7.Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin bu bildirgeye aykırı her türlü ayrım gözetici işleme karşı ve böyle işlemler için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit konumda hakkı vardır.

Madde 8. Herkesin anaysa yada yasayla tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır.

Madde 9. Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.

Madde 10. Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine bir suç yüklenirken, tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı vardır.

Madde 11.

  1. Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.
  2. Hiç kimse işlendiği sırada ulusal yada uluslar arası hukuka göre bir suç oluşturmayan herhangi bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılmaz. Kimse ye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Madde 12. Kimsenin özel yaşamına, ailesine, konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafında korunmaya hakkı vardır.

Madde 13.

  1. Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.
  2. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.

Madde 14.

  1. Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır.
  2. Gerçekte siyasal nitelik taşımayan suçlardan veya Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı eylemden doğan kovuşturma durumunda bu haktan yararlanılamaz.

Madde 15.

  1. Herkesin bir yurttaşlığa hakkı vardır.
  2. Hiç kimse keyfi olarak yurttaşlığından veya yurttaşlığını değiştirme hakkından yoksun bırakılamaz.

Madde 16.

  1. Yetişkin her erkeğin ve kadının, ırk, yurttaşlık veya din bakımından herhangi bir kısıtlamaya uğramaksızın evlenme ve aile kurma hakkı vardır.
  2. Evlenme sözleşmesi, ancak evlenceklerin özgür ve tam iradeleriyle yapılır
  3. Aile, toplumun doğal ve temel unsurudur, toplum ve devlet tarafından korunur.

Madde 17.

  1. Herkesin tek başına veya başkalrıyla ortaklaşa mülkiyet hakkı vardır.
  2. Hiç kimse keyfi olarak mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.

Madde 18. Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, tek başına veya topluca, açık olarak ya da özel biçimde öğrenim, uygulama, ibadet ve dinsel törenlerle açığa vurma özgürlüğünü içerir.

Madde 19. Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.

Madde 20.

  1. Herkesin silahsız ve saldırısız toplanma, dernek kurma ve derneğe katılma özgürlüğü vardır.
  2. Hiç kimse bir derneğe girmeye zorlanamaz.

Madde 21.

  1. Herkes, doğrudan veya serbestçe seçilmiş temsilciler aracılığı ile ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir.
  2. Herkesin ülkesinin kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkı vardır.
  3. Halkın iradesi hükümet otoritesinin temelidir. Bu irade, gizli veya serbestliği sağlayacak benzeri bir yöntemle genel ve eşit oy verme yoluyla yapılacak ve belirli aralıklarla tekrarlanacak dürüst seçimlerle belirlenir.

Madde 22. Herkesin, toplımun bir üyesi olarak, sosyal güvenliğe hakkı vardır. Ulusal çabalarla ve uluslar arası işbirliği yoluyla ve her devletin örgütlenmesine ve kaynaklarına göre, herkes onur ve kişiliğinin serbestçe gelişim için gerekli olan ekonemik, sosyal ve kültürel haklarının gerçekleştirilmesi hakkına sahiptir.

Madde 23.

  1. Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, adaletli ve elverişli koşullarda çalışma ve işşizliğe karşı korunma hakkı vardır.
  2. Herkesin, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.
  3. Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gerekirse her türlü sosyal korunma önlemleriyle desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverili bir ücrete hakkı vardır.
  4. Herkesin çıkarını korumak için sendika kurma veya sendikaya üye olma hakkı vardır.

Madde 24. Herkesin dinlenmeye,eğlenmeye,özellikle çalışma süresinin makul ölçüde sınırlandırılmasına belirli dönemlerde ücretli izne çıkmaaya hakkı vardır.

Madde 25.

  1. Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.
  2. Anaların ve çocukların özel bakım ve yardım görme hakları vardır. Bütün çocuklar, evlilik içi veya dışı doğmuş olsun, aynı sosyal güvenlikten yararlanır.

Madde 26.

  1. Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır. Yüksek öğretim, yeteneklerine göre herkese tam bir eşitlikle açık olmalıdır.
  2. Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğa özendirilmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.
  3. Çocuklara verilecek eğitimin türünü seçmek, öncelikle ana ve babanın hakkıdır.

Madde 27.

  1. Herkes toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma, bilimsel gelişmeye katılma ve bundan yararlanma hakkına sahiptir.
  2. Herkesin yaratıcısı olduğu bilim, edebiyat ve sanat ürünlerinden doğan maddi ve manevi çıkarlarının korunmasına hakkı vardır.

Madde 28. Herkesin bu bildirgeyi öngörülen hak ve özgürlüklerin gerçekleşeceği bir toplumsal ve uluslar arası düzene hakkı vardır.

Madde 29.

  1. Herkesin, kişiliğinin serbestçe ve tam gelişmesine olanak veren topluma karşı ödevleri vardır.
  2. Herkes haklarını kullanırken ve özgürlüklerinden yararlanırken, başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ve demokratik bir toplumda genel ahlak ve kamu düzeniyle genel refahın gereklerinin karşılanması amacıyla yalnız yasayla belirlenmiş sınırlamalara bağlı olur.
  3. Bu hak ve özgürlükler hiçbir koşulda Birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı olarak kullanılamaz.

Madde 30. Bu bildirgenin hiçbir kuralı, herhangi bir devlet, topluluk veya kişiye, burada açıklanan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin yok edilmesini amaçlayan bir girişimde veya eylemde bulunma hakkını verir biçimde yorumlanamaz.

Yazar
Yazar
Twitter Facebook Google Linkedin Flickr YouTube

YORUMLAR
SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ
Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.